senaryo fikri etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
senaryo fikri etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

21 Şubat 2008 Perşembe

"Videocu" Hakkında Notlar - 1

Aşağıda bir yerlerde, 1. Senaryo Fikri Denemesi yer alıyor. Bu fikirde özetle, kendisi romantik ilişkiler konusunda sıkıntı yaşamış genç bir düğün videocusunun hikayesini izleyeceğimiz anlatılıyor.

Aslında bu "tam" bir fikir değil, bir fikre ("idea") kaynaklık edebilecek bir düşünce ("thought"). Zira, burada henüz, kahramanımızın birlikte olmak isteyeceği, karşı cinsten birileri, ve bu birlikteliğin önüne geçecek ilginç engeller bulunmuyor.

"Romantik komedi için bunlar gerekli mi?" diye sorabilirsiniz: evet, gerekli. Neticede romantik komediler, "Oğlan kızla tanışır, oğlan kızı kaybeder, oğlan kızı yeniden kazanır" şeklinde özetlenebilecek bir yapı üzerinde ilerlerler.

Yani bize bu oğlan kadar kallavi bir kız gerekiyor. Kallaviden kastım, kendine özgü özellikleri bulunan, izlemesi bile ilginç olan biri. Aslında bunca süredir birşey yazmamamın nedeni de bu kızın kim olduğunu tam olarak çıkartamamam. Henüz kızın neye benzediğine dair bilinçaltımdan birşey gelmiş değil.

(Gördüğünüz gibi bilinçaltımı zorlamak gibi bir huyum yok. Zira zorladığım zaman karşıma çıkan şey genelde suyu çıkartılmış klişeler oluyor. Ben ise büyük bir klişe düşmanı olduğum için, bu uzun süreli beklemelere katlanmak zorunda kalıyorum. Eh, Yavuz Turgul da aynı dertten mustarip sanırım: bir, senaryosunu 10 senede yazdığı Eşkıya'ya bakın, bir de "Gönül Yarası" ve "Kabadayı"ya.)

* * *

Ama bu arada, bu romantik komedi ile hangi konuları, hangi temaları (genel anlamda tema) ele almaya niyetlendiğimden bahsedebilirim. (Bu konuda bir yasak ya da engel bulunmuyor.) Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Niyetim bu konuları ele almak olmasına rağmen, nihai üründe, yani ortaya çıkacak olan senaryoda, bunlardan hiç bahsetmeyebilirm de. Yani karakterler ve olaylar beni çok farklı bir yere götürebilir. Kendimi bu açıdan da kasmıyorum.

Bu senaryoda ele almak istediğim konulardan biri, günümüzde şehirlerde (özellikle de büyük şehirlerde) gençler arasında kurulan romantik ilişkiler. Bu ilişkilerin kısa ömürlülüğü, bunun olası nedenleri, taraflar üzerindeki etkisi, ve bunların daha uzun süreli kılınıp kılınmayacağı, ve kılınabilecekse bunun nasıl yapılabileceği... (Evet, farkındayım: bu, çok derin bir mevzu. Belki birkaç doktora tezi ile ancak ele alınabilecek birşey. Ama ben sadece aklımda uçuşan temaları yazıyorum şimdilik).

Senaryoda işlemek istediğim konularda bir diğeri de, yine günümüzde ve yine büyükşehirlerde (bakın bu büyükşehir ayırımını bilerek yapıyorum, zira küçük şehirlerde bambaşka bir hayat devam ediyor ve büyükşehir fareleri bundan ya habersiz ya da arkasını dönmüş bir biçimde yaşamaya devam ediyorlar) gençler arasında evlilikle sonuçlanan romantik ilişkiler. Gençlerin evlilik kurumuna bakışı, bu kurumun özünde yatan ilkeleri ne kadar anlayıp ne kadar anlamadıkları, tüketim çılgınlığının insan ruhuna enjekte ettiği "kullan-at" felsefesinin evliliklere olan yansıması, genç evlilerin evliliklerinde ortaya çıkan ve anne babalarınınkinden farklı olan krizler (ki bu yüzden onların tavsiyelerinin işe yaramaması), ve bütün bunlara rağmen sağlıklı ve mutlu bir evlilik için bir ümidin var olup olmadığı.

* * *

Tabii ki bu konuları "didaktik" bir biçimde ele alacak değilim. Hiçkimseye "Şöyle yapın, böyle yapın" gibi şeyler söylemeyeceğim. Sadece, senaryonun malzemesini meydana getirecek hikayelerin bu temaların içinden, yanından, kenarından geçebileceğini söylüyorum, o kadar.

Bunlar, her insan evladı gibi benim de kafamı kurcalayan konular. İster evlenmemiş olun, ister evliliğin kenarından dönmüş olun, ister evli olun, ister boşanmış ya da dul kalmış olun: Eminim sizin de bu konular hakkında kendinize özgü görüşleriniz, deneyimleriniz, inandıklarınız ve savunduklarınız vardır.

İşte tam da bu yüzden romantik komediler, bu kadar çok insanın ilgisini çeker ya!

09 Şubat 2008 Cumartesi

Senaryo Fikri Denemeleri: 1

Aklıma gelecek ilk film fikrinin aksiyon türüne ait olacağını zannediyordum, lakin heyhat! Hiç de öyle olmadı. Bilinçaltımın benimle ilgili başka planları vardı. İlk fikrim, romantik komedi türünde oldu. Öyleyse elimiz mahkum, onun üzerinden gideceğiz bir süre. Zaten ne demişler: "Tanrı'yı güldürmek istiyorsan, plan yap!"

Bulduğum fikir, aslında bir fikrin bir parçası sadece. Yani bir filme kaynaklık edebilecek tam bir fikir değil. Ama işe yarar nitelikte birşey olduğunu düşünüyorum. İçinde bir potansiyel barındırdığı inancındayım.

Fikri nasıl bulduğumu da söyleyeyim: şehirlerarası yolculuk sırasında! Hem de yolculuğun amacının sinemayla hiç ilgisi yok iken. Aşağıdaki bazı yazılarda da bahsettiğim üzere, bilinçaltımı bu konuyla ilgili hiç kasmazken. Tamamen savunmasız bir haldeyken yakalandım yani. (Buraya bir dipnot olarak, "Finding Nemo" filminin yapımcı ve yönetmeninin, filmle ilgili birçok fikirlerini arabayla bir yere giderken -sanırım Vegas'a gidiyorlardı- bulmuşlar. Tebdil-i mekanda gerçekten ferahlık var galiba.)

* * *

Gelelim aklıma gelen fikir parçacığına: Senaryo, düğünleri videoya kaydeden genç (25, en fazla 28 yaşlarında) bir adamla ilgili. Bu adam bir fotoğrafçıda çalışıyor. İlle de o fotoğrafçıda tam zamanlı çalışmak zorunda değil. Ama o fotoğrafçıyla bağlantısı var. Kendisine (ya da fotoğrafçıya ait) bir kamera var, ve onunla düğünleri çekiyor. Bildik düğün görüntüleri işte. Orta kalite düğünlerde (yani Çırağan Sarayı'nda yapılmayanlarda) elinde kamerasıyla gelini, damadı, onların ailelerini, ilginç olayları çekiyor. Kendisi bu ortama duygusal olarak dahil olmadığı için oradaki olayları ve insanları farklı bir biçimde gözlemleyebiliyor. Hatta genç adam onların arasında, kamerasının arkasına gizlenen bir "yabancılaştırma efekti" gibi duruyor.

Bu arada bu genç adamdan bahsetmek gerek. Bu genç adam zeki, çok olmasa da yakışıklı, duygusal ve duyarlı biri. Bir biçimde geçmişinde yaşadığı (yani evlilikten kısa bir süre önce biten) bir ilişkinden dolayı kalbi kırılmış. Bu ruhsal durum, onun yaptığı mesleği, daha ironik kılıyor. Yani kendisinin yaşamadığı bir mutluluğu yaşayan insanların görüntülerini kaydetmek zorunda.

Eh, madem ortada elinde kamera olan genç bir adam var, neden bu genç adam aynı zamanda sinema ile uğraşmasın? (Belki de bazı genç sinemacılara amatör görüntü yönetmenliği yapmaktadır?) Bu bize, senaryomuzu sadece düğün salonları ile kısıtlamama şansı tanır. Şimdilik, genç adamın sinema sevgisini ön plana çıkartma niyetinde değilim, ama ileride ne olur bilmem.

* * *

Evet, elimde şimdilik sadece bir karakter ve bir ön-durum var. Ön-durum'dan kastım, ileride ilginç olaylara gebe olabilecek bir ortam. Ama henüz bu olayların neler olabileceğine dair hiçbir fikrim yok. Elimdekilerden birşeyler çıkabilir gibi duruyor. Hikaye buradan nereye gidecek, inanın şimdilik hiçbir fikrim yok. Acele edip klişeler tuzağına düşmek istemiyorum. Bilinçaltıma vakit tanıyacağım, o da bana birşeyler verecektir diye düşünüyorum.

* * *

Eh, en sonunda başladık. Hadi hayırlısı!

* * *

Bu fikri bildiğim kadarıyla hiçbir yerden almamış durumdayım. Tamamen orijinal yani. Siteyi takip eden arkadaşlardan ricam, onların da kendi fikirlerini bulup, bana paralel bir tarzda bunlar geliştirmeye çalışmaları. Daha önce de belirttiğim gibi, benim burada yazacağım fikirler ile ilgili görüşlerinizi bildirebilirsiniz. Ama bu, onları kullanacağım anlamına gelmez. Bunu bilin, ona göre hareket edin, derim.

* * *

(Burada geliştirilen fikirleri çalmak gibi bir niyeti olanlardan naçizane ricam, bunu yapmamaları. Eğitim amaçlı olan bu proje, birileri tarafından bu şekilde sabote edilirse akim kalır. Siz de, diğerlerinden hiçbir farkı bulunmayan uyduruk bir senaryo yazacağım diye, insanların birşeyler öğrenme fırsatına engel olmuş olursunuz. Eğer yapımcı iseniz, projenin tamamlanmasını bekleyin, ortaya güzel birşey çıkarsa zaten uygun bir fiyatla size satılır, neticede senaryoyu yazıp da turşusunu kuracak değiliz.)