05 Mart 2008 Çarşamba

Videocu Hakkında Notlar - 2

"Videocu" ile ilgili ilginç mailler alıyorum. Gönderdiğiniz fikirler, aklıma başkalarını getiriyor ve hikayenin ilginçlik katsayısını artırıyor. Aşağıda, hikaye ile ilgili düşüncelerim, önem sırasız bir biçimde yer alıyor...

* Videocuların çok ilginç bir hayatı varmış. Yani ben sadece düğünler ve sünnet düğünleri ile bağlantılı olarak çalıştıklarını düşünürdüm. Ama kendisi bizzat bu mesleği icra etmiş olan L.'nin gönderdiği şu listeye bakın:

1 Sünnetler, ve kına geceler
2 Kurban bayramından önceki gün keseceği koyunla hatıra çektirenler
3 Bebeklerin ilk dişleri çıktığı zaman
4 Nişan ve söz günleri
5 Gelin evine çeyiz giderken
6 Asker uğurlama
7 Dedesinin öleceğini anlayan hayırsız torun tarafından hasta yatağında yaşlı adam çekimi
8 Boşanırken evdeki eşyaların tespiti
9 Kendi evini yakan adamın sigorta tarafından istenen belgeler arasında çekim
10 Cenazeler
11 Evinde porno çekim isteyenler
12 Çocuğunun doğum anını belgelemek isteyenler
13 Düğünden önce hayatını anlatan zengin baba belgeselleri
14 Zengin ve bunamış kendini ''Sakıp sabancı zanneden'' taşra zenginleri için yarı belgeseller
15 Zengin otel sahibinin abuk besteleri için klipler
16 Kocalarının 60. yaşgünü için parti veren menapozlu kadınlar için belgeseller, vb.

Film içerisinde bunların hepsini kullanmak pek mümkün görünmüyor. Zaten bu film, videocuların (daha güzel bir isim bulmak gerek) hayatını detaylı bir biçimde anlatmayı hedeflemiyor. Aksine, genelde düğün videoları çeken bir adamla ilgili. Bu yüzden, bu listedekilerin en fazla bir ya da iki tanesini kullanabiliriz (ve evet, 11. maddeyi kullanmayacağız).

* Şimdi ortada bir videocu var ise, onun bir de patronu var demektir. Bir de uygun bir patron düşünmemiz gerekiyor. Bu konudaki tek şartım, İLGİNÇ olması. İlle de babacan biri olmak zorunda da değil. Hatta aksine hayatı genç adama dar eden biri olabilir.

* Bu videocunun bir de erkek arkadaşı (kankası) olmalı. Bu tip, genelde bütün romantik komedilerde görülür: You've got mail'de Tom Hanks'in zenci ortağı, Sleepless in Seattle'da yine Tom'un şişman arkadaşı, Must Love Dogs'ta John Cusack'in avukat arkadaşı, Just Like Heaven'daki psikolog arkadaş, vb. Bu şahsın temel fonksiyonu, kahramanımızın düşüncelerini paylaşabileceği biri olması. Kesinlikle kahramanımızdan daha derin, daha yakışıklı, daha espritüel, ya da daha semptaik veya daha acınası bir halde olamaz. Zira seyirci, kahramanla özdeşleşmelidir, arkadaşıyla değil.

* Bu arkadaşlar genelde, kahramanın ne kadar duyarlı, ne kadar iyi, ne kadar bişey olduğunu vurgulamak için "counterpoint" olarak konulurlar. Yani kahramanımız duyarlı biri ise (ki Romantik Komedi'lerde duyarsız erkekler genelde kahraman olamazlar), arkadaşı biraz daha duyarsız, dünyevi, aşktan çok geçici arzulara önem veren kişiler olur. Bu arkadaş da böyle biri olabilir. Ama patron için geçerli olan İLGİNÇLİK kuralı, onun için de geçerli. (Ama ilginç yapıcam diye de suyunu çıkarmayın).

* Gelelim, BAŞ KADIN KARAKTERE. (Hayır, bazı arkadaşların önerdiği gibi, kahramanımız eşcinsel olmayacak. Bu bir anadamar -"mainstream"- hikaye, asgari bir gişe beklentimiz var. Hikayemizi riske atmayalım). Kadın kahraman ile erkek kahraman arasında genelde temel zıtlıklar vardır. Filmi izleten de biraz bu zıtlıklardır zaten. Hatta romantik komedi izleyicileri, bu zıtlıklara rağmen ilişkilerin yürüyebileceğine inanan, ya da inanmak isteyen kişilerdir denilebilir.

* Örneklere bakalım: You've Got Mail'de Meg Ryan aklı bir karış havada, idealist ve duyarlı, küçük bir kitap dükkanı sahibi, Tom Hanks ise onun işini batıran, zengin ve nispeten duyarsız bir işadamı. Maid in Manhattan'da Jennifer Lopez bir otelde temizlik görevlisi, Ralph Fiennes ise bir senatör. Pretty Woman'da Julia Roberts bir fahişe, Richard Gere ise çok zengin bir işadamı.

* Ama bu farklar sadece dışsal özelliklerle ilgili değil. Kişilikleri ve hayatı algılayış şekilleri de farklı. Örneğin Notting Hill'de Julia Roberts kendini beğenmiş ve kolayca öfke nöbeti geçiren bir kadınken Hugh Grant son derece sakin, herşeyin iyi tarafını görmeye çalışan, duyarlı ve anlayışlı bir tip. Bu gibi zıt özellikler, romantik komedilere büyük bir dinamizm katar. Bu özelliklerin neden olduğu tatlı atışmalarını büyük bir zevkle seyrederiz. Bu zıtlıklar zaman zaman büyük kavgalara da neden olabilir.

* Bu işle ilgili herhangi birşey üretmeden önce, benim isteyene dağıttığım "SANARIST ULTIMATE" kitabındaki Romantik Komedi yazısını defalarca okumuş olmalısınız. Henüz okumadıysanız, şimdi tam zamanı. Okuduysanız, bir tekrarın olmaz zararı. :)

* Gelelim kızın mesleğine. İlginçlik kuralı burada da geçerli. Kızın mesleği, bize (genel seyirciye) bilmediğimiz birşeyler göstermeli ki, seyirci sadece kızın mesleğini icra edişini seyrederken bile gözünü perdeden/ekrandan ayıramasın. Bu alan hala tekliflerinize açık. (Videocu Hakkında Notlar 1 yazısının yorumlarında, bu konuyla ilgili bazı öneriler bulabilirsiniz: "Esas kız itfaiyeci veya seyis olabilir... ya da esas oğlanın monoton mesleğine inat kızınkisi daha hareketli, daha tehlikeli daha tempolu olabilir: broker, terörle mücedelede polis vb." "Esas kız düğün organizatörü olsun"-"Wedding Planner" diye bir film var-, "Kız boşanma avukatı olursa , nasıl olur mesela?")

* Bu son teklif, boşanma avukatı yani, aslında hoş gibi duruyor. Ama biraz da fazla "Kör kör parmağım gözüne" bir durum yaratıyor. Yani her ikisinin de sürekli evlilikle ilgili şeylerle uğraşması, işin tadını biraz kaçırabilir gibi. Yine de bu seçeneği tamamen elimine etmiş değilim.

* İlginç meslek derken, aklıma gelen en hoş örneklerden biri, "Failure to Launch" filminde, Matthew McConaughey'nin mesleğidir. Adamın işi, yat satıcılığı idi. Yani adam bildiğiniz yatları, kotraları, ve benzeri deniz araçlarını satıyordu. "Eh" demiştim filmi izlerken, "bu kadar mı hoş meslek olur, kim, nereden bulmuş bunu". Ama o filmi de izlerseniz, bu mesleğin hikayeye çok fazla katkısının olmadığını görürsünüz. Yine bir McConaughey filmi olan "How to Lose a Guy in Ten Days"te ise meslek ("reklamcılık") daha ön plandadır. What Women Want'ta da. Bizimkinde ise bu kadar fazla ekran zamanı almayacak. Zira sürekli farklı düğünler çekmek, prodüksiyon açısından sıkıntı yaratabilir.

* Aslında kızın mesleği, kızla ilgili bir başka meseleyi de çözecek gibi duruyor. O da kız ile oğlanın NASIL karşılaşacakları! Filmlerin en önemli sahnelerinden biridir bu. Esas kız ile oğlanın karşılaşması çok zorlama olmamalı, makul ama son derece ilginç olmalı. Örneğin When Harry Met Sally'de Meg Ryan ile Billy Crystal, şehirlerarası bir yolculuk vesilesiyle karşılaşırlar. Bu uzun yolculuk boyunca arabayı sırayla kullanacaklardır. Bu arada kaçınılmaz olarak da bol bol sohbet ederler. Maid in Manhattan'da Ralph Fiennes Jennifer Lopez'i, başka bir kadının giysilerini denerken görür ve aşık olur. Onun bir hizmetçi olduğunu uzun süre bilmez. Pretty Woman'da ise Julia ile Richard'ı karşılaştıran şey, Richard'ın genç kadından bir yerin tarifini öğrenmek istemesidir. Bu karşılaşma kesinlikle çok hoş olmalıdır. (İngilizcede buna "meet cute" derler, "hoş karşılaşma").

* Ama iş karşılaşma ile bitmiyor. Bu ikisini bir araya getirecek bir ya da birkaç vesileye de ihtiyaç var. İşte bunu çözdüğümüz zaman, hikayenin yarısını halletmiş olacağız, emin olun. (Buna senaryo literatüründe "crucible" diyorlar, kazan, pota yani. Yani kahramanları birbirlerine muhtaç eden, birbirlerine zorunlu olarak bağlayan bağ. Bu, You've Got Mail'de çok belirgindir. Orada kahramanlar ticari rakip, sanal sevgilidirler: Çifte bağ! What Women Want'ta kahramanlar aynı şirkette çalışan ama alttan alta rekabet eden iki reklamcıdır. Alın size kazan. My Best Friend's Wedding'te kahramanlar eski en iyi arkadaşlardır. Ve Julia Roberts kesinlikle en iyi arkadaşının düğününe katılmalı ve onu mahvetmelidir! As Good As It Gets'te Jack Nicholson sadece ve sadece Helen Hunt'un sunduğu yemekleri yiyebilmektedir. Bu kadar güzel bir bağ olabilir mi :) Yalnız bu bağ, ille de bu kadar zaruri olmak zorunda değildir. Yani kahramanları bir arada tutacağım diye de kasmayın kendinizi. Ama hoş birşey bulursanız, bu da iyi olur.

* Kız kim olmalı? Evliliği yaklaşan bir gelin adayı? Genç adamın düğünlerini çektiği insanları bir süre sonra boşayan bir boşanma avukatı? Kendi düğünü de genç adam tarafından çekilmiş ama sonra evliliği hüsranla sonuçlanmış bir kadın? Çeşitli düğünlerde hep arka planda kalan, yani hep arkadaşlarını evlendiren ama kendisi bir türlü evlenemeyen biri?

* Bilinçaltınızı çalıştırmaya devam. İyi gidiyorsunuz...

* * *

* Bu senaryoyu iyi bir paraya satarsak, ki satarız gibi geliyor bana, onunla güzel bir 24p HD kamera alırız, bunu da film çekmek isteyenlere veririz sırayla. Bir de ışık ve mikrofon da almak gerekiyor tabii... Gerisi ise halledilir... :)

7 yorum:

İsimsiz dedi ki...

iyi günler hocam.videocunun rolarkadaşı-kız-lüks bir düğün salonunda koruma şefi olabilir.

İsimsiz dedi ki...

patronun eşi boşanma kararı almış ve bir avukat tutmuştur

tabiki bizim esas kızdır
patronun avukatı yoktur kaçtıkça avukatkızımız videocuyla muhatap olmak zorunda kalır

videocu bu durumdan epey memnundur ...
büyük aşklar nefretle başlar
kız patrona atacağı zılgıtın tamamını videocuya çeker..adam kızdan öylr etkilenirki söyledikleri şiir gibi gelir

kız daha çok sinirlenir


ayrıca
son paragrafta yazan herşey karanlıktaki yıldızlar kadar güzel
bazen hayallerin gerçek olabilme ihtimalleri bile gerçeyinden daha güzel teşekkürler(kimseye balık hediye etmiyorsunuz balık tutmayı öğretiyorsunuz ozaman hayallerimiz hiç aç kalmayacak)
kuzey rüzgarı

Taşkafa dedi ki...

Bir SANARİST fanatiği olarak, Gezgin'e bu emeği için çok teşekkürü borç bilirim.

Bu arada, dün bir kitapçıda Movie Making Course adında bir kitaba rastladım. Yazarı Chris Patmore, Barron's yayınları. Fiyat 29 YTL. Film çekmeye kafayı takmış arkadaşlar için biçilmiş kaftan.

Basit bir İngilizceyle (Ben bile anlıyorum:) gerilla sinemacılara senaryodan kamera kullanımına, ışıktan sese, prodüksiyon aşamalarından pazarlamaya kadar hemen her konuda hap gibi bilgiler veriyor. Resimler, tablolar, faydalı kaynaklar... Gezgin’den ayrıldığı tek nokta işe kısa film çekerek başlamayı önermesi. Gerekçesi de hatalardan ders çıkarıp tecrübe kazanmak. Gezgin’in Türkiye’de böyle bir lüksümüz olmadığını yazdığını hatırlıyorum, ki haklı. Kaçırmayın derim.

Ben büyüyünce senarist olucam, bana ne demeyin. Kitabın sonundaki "Filminizin izlenmesi için 10 altın kural"ın 1, 2 ve 10. maddeleri sırasıyla şöyle: Harika bir senaryo, gerçekten harika bir senaryo ve en iyi senaryoyu yazdığınıza emin olun.

Zira iyi bir senaristin, montaj ve oyunculuk dahil bir filmin tüm prodüksiyon aşamaları hakkında fikir sahibi olması gerektiğini düşünüyorum (zaten Sanarist'te de bir sürü bilgi mevcut). Bir harika kitap da Blain Brown'ın Sinematografi kitabı. Hem de Türkçe (Nasıl memleketse Türkçesi İngilizcesinden pahalı).

Evet. Bence bir yazar kendi fikrini/hikâyesini en iyi kendisi çeker. Hikâye yoksa yönetmen de yok, oyuncu da yok, seyirci de yok. Hadi o zaman.

İzindeyiz Gezgin Gezer :)

Sevgi, saygı…

Taşkafa

İsimsiz dedi ki...

Kız videocuya icraya gelen avukattır.

İsimsiz dedi ki...

Müvekkili, mafyadır, alacağını almak değil, işletmeyi ele geçirmek istemektedir,kameracı dahil. Film boyunca soyut bir mafya meselesi uzaktan işe bulaşabilir. Burada kız için hayalet öyküye ihtiyaç duyulabilir, neden mafya ya çalıştığı hakkında.

Nedense bende kasaba öyküsü izlenimi var, yani şehir değil.

İsimsiz dedi ki...

Patron ise direnmek niyetindedir, babadan kalma fotoğrafçı dükkanından kopmak istememektedir.

finale geçtik, kameraman işler içinden çıkılamaz bir hale gelince,(aşk üçüncü kere imkansız hale geldiğinde, dükkan yanıp, patron kalp krizi geçirdiğinde vs.) şehirden aldığı film teklifini kabul eder, öğrencilik zamanında setlerde çalışmıştır. Filmin son sahnesi çekilirken, yapımcı şirkete haciz için gelen avukat, sahneyi tamamlamaları için bekleyebileceğini söyler. Kameramana bakışından, başka şeyler için beklemek istemediği anlaşılmaktadır.

Neslihan dedi ki...

merhaba,
aklıma kızın mesleğinden ziyade çocukla olan bağlantılarına dair bir şeyler geliyor. Onları sadece karşılaştırmak değil aynı zamanda bir arada kalma sürelerini uzatmak gerekiyor.Kızın çocuğa ihtiyaç duyacağı bir nokta olabilir ve kızın bir özelliği yüzünden çocuk da ona yardım etmek zorunda kalabilir. Bunun içinde çocuğun bir amacı olmalı sanırım. Çocuğa ve kıza bir amaç vermek aralarındaki bağı oluşturmada asıl ihtiyacımız olan şey galiba.
işte aklıma ilk anda gelenlerden biri, Çocuk görsel şeylerle uğraştığından olsa gerek görsel bir bağ :)
kız çocuğun çektiği bir fotoğrafa, dükkanın önünden geçerken vitrinde, araştırma yaparken internette v.s. rastlar. Bu fotoğraftaki bir detay onun o an içinde bulunduğu duruma çözüm olabilecek bir detay içerebilir.(kayıp eski bir dost, kıza kazık atan bir hilekar -belki bu hilekar çocuğa da zarar vermiştir böylece aralarında bir bağ oluşabilir- kızın haber alamadığı babası,annesi,kardeşi v.s., kayıp köpeği,kedisi gibi ya da bunların tamamen dışında sadece ve sadece komedi unsuru içeren bir saçma bir kayıp) Çocukla bu yolla iletişime geçip aynı düğüne ait video görüntülerine ulaşmaya çalışabilir. Belki çocukla daha önce bir şekilde karşılaşmış ve birbirlerinden hiç hoşlanmamışlardır. Kız daha önce çocuğu çok sinirlendirdiği için şimdi çocuktan nasıl yardım isteyeceğini bilemez. Ancak yukarıdaki amaca ulaşmak için çocuk ona istemese de yardım etmek zorunda kalır gibi.
İlk aşamada çok somut bir şey koyamadım ortaya ama beyin fırtınası yapıyoruz değil mi?