Aşağıda "Asrın Sorusu: GEZGİN Kimdir" yazısına gelen bir yorum ve benim de ona verdiğim yanıt var.
* * *
İsimsiz dedi ki...
tüm yazılarını okudum gezgin... ama en çok hoşuma giden neydi biliyor musun? Açıklıyorum: 0 Comments :D
Bu kadar yazıdan sonra daha iyisini yapabilrisin dostum ;)
Çok süper bir fikir değil sende biliyorsun.
15 Şubat 2008 Cuma 00:52
* * *
gezgin dedi ki...
Bunu olabildiğince açık bir biçimde söylemeye çalışacağım, ki bir daha bu tür yorumlar ile karşılaşmayayım:
Bu projenin amacı, bir fikrin alınıp, adım adım bir senaryoya dönüşme sürecini göstermektir. Yani bir yazarın, bir fikri nasıl işlediğini göstermektir. Başka birşey değil. Bu süreç içerisinde bol bol hata yapmayı ve bu hatalardan nasıl çıkıldığını göstermeyi hedefliyorum. (Yabancı ve yerli senaryo öğretmenlerinin bir "hindsight" -olay olup bittikten sonra konuşma- şeklinde, "Yazar şöyle düşünmüş, onun için böyle yapmış" gibi anlamsız yorumlarından farklı olarak, bire bir, an be an, bir yazarın fikirlerle, karakterlerle, olay örgüleri ile oynadığını kendi üzerimden anlatmak derdindeyim).
Ben burada hiçkimseye çok süper bir fikir bulacağımı söylemedim. Böyle birşeyi kimse söyleyemez. David Koepp bile. Size tek vaadettiğim, bir fikrin senaryoya nasıl evrildiğini göstermek.
Bunu da burada büyük bir ihtimalle ortalama bir fikirin ortalamanın biraz daha üzeri bir senaryoya dönüşmesi şeklinde göreceksiniz (ki Türk sineması için bu bile çok önemli birşey sayılır).
Bu süreçte karşınıza çıkacak ilk engellerden birinin, "erken yargılama", "iç eleştirmeni çok erken devreye sokma" olduğunu da önceki yazılarda belirtmiştim. (Siz de merak ediyordunuz o yazılar neden gerekli diye, değil mi?)
Ama daha ortada fikir bile yokken (gerçekten, ortada sadece fikire tohum olabilecek birşey var ve bunu da yazımda belirttim) bu tür yorumlar ile karşılaşınca hem şaşırıyorum, hem de üzülüyorum.
Yukarıdaki yorumun sahibi, hem kendisinin hem de başkalarının yaratıcı süreçlerini baltalayan zihniyetin çok güzel bir örneğini sergilemiş bulunuyor: "çok erken yargılama ve olumsuz değerlendirme!" Bu açından, bize hemen canlı bir örnek sunduğu için teşekkür ediyorum.
Yine de hatırlatmadan edemeyeceğim: Anlamsız ya da bu tür yıkıcı şeyler söylemek için dayanılmaz bir içgüdü hissediyorsanız, bunu başka bir yerde yapın. Kendi blogunuzu açın. Ya da boş bir araziye gidip bağırın filan. Buraya böyle yorumlar yazarak beni bu işten soğutabilir, kendi düşüncesizliğiniz yüzünden yüzlerce kişinin birşeyler öğrenme fırsatını baltalamış olursunuz.
Eğer sizin süper bir fikriniz varsa onu buraya yazmakta serbestsiniz. Onun süperliğini burada büyük bir zevkle inceleyebilirim.
Ama eğer en ufak bir senaryo fikriniz yoksa, içinizden de -kaynağı bilinmeyen bir hınçtan dolayı- olumlu şeyler söylemek gelmiyorsa, bir süre daha sessiz kalmanızı tavsiye ederim. Daha yolun çok başındayız. Eleştirilecek şeylerin daha ucu bile görünmedi. Asıl eleştirilecek şeyler geldiğinde ve siz onları eleştirmezseniz, sizinle o zaman görüşeceğiz :)